Almanya Müslüman olan eski komünist yazarı yasakladı: Yeni Şafak açtırdı kutuyu söyletti kötüyü…

Almanya, Fransız düşünür ve yazar Roger Garaudy’nin eserlerini “Holokost inkarcısı” olduğunu ileri sürerek yasakladı. Yeni Şafak yazarı Selçuk Türkyılmaz, bugünkü köşesinde “Roger Garaudy’nin kitapları Almanya’da niçin yasaklanıyor?” diye sordu…

Roger Garaudy’nin Türk solunda, Birikim Dergisi çevresince de “Holokost inkarcısı” denilerek hedef gösterildiğini söyleyen Türkyılmaz, “Birikim, İsrail’e ve Siyonizm’e yönelik eleştirileri dolayısıyla Garaudy’yi antisemitist olarak nitelendirmekte hiç tereddüt etmedi” dedi.

Selçuk Türkyılmaz yazısında, “Türkiye’de ‘sol’ çevreler İslam’ı seçtikten sonra Garaudy hakkında olumsuz bir tutum takındı” görüşünü savunuyor… Oysa Roger Garaudy’nin “Sosyalizm ve İslamiyet” başlıklı çalışması daha 1960’lı yıllarda Türk sosyalist hareketinin ünlü isimleri olan Doğan Avcıoğlu ve Mihri Belli tarafından Türkçeye çevrilmişti.

“Tevafuk” mu denir… Birikimci Murat Belge de bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na “sahip çıkmak” için Birikim’de kaleme aldığı yazısında “Ben öteden beri bu ülkedeki ‘sol’ cenahın İslamcı siyaset karşısında ‘düşmanlık gütmeyen’ bir tavır almasını savundum” dedi. Oysa Selçuk Türkyılmaz’ın da belirttiği gibi Garaudy’nin siyonizm eleştirileri Birikim tarafından “antisemitizm” olarak itham edilmişti.

Birikimci Murat Belge Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Özgür Özel’i “Bu iktidarla ‘müzakere’ olmaz, ‘mücadele’ olur” sözleriyle eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıktı… “Ben öteden beri bu ülkedeki ‘sol’ cenahın İslamcı siyaset karşısında ‘düşmanlık gütmeyen’ bir tavır almasını savundum” dedi. Belge yazısında, düşmanlık duyulmaması gereken İslamcı çizgiyi ise net tarif ederek Ali Babacan ile Abdullah Gül‘ün isimlerini verdi…

Bu tartışmaya dönmek üzere önce Garaudy’nin kim olduğunu ve müslüman oluş serüvenini aktaralım…

* * *

35 yıl boyunca Fransız Komünist Partisi’nin (FKP) çeşitli kademelerinde görev alan, Sovyet Bilimler Akademisi’nden “doktor” unvanı bulunan Garaudy için Fransız yoldaşları, “Karl Marks’ın bütün eserleri kaybolsa Garaudy onları yeniden yazabilir” demişti…

Garaudy, 1980’lerde “Beni komünist yapan ne ise Müslüman yapan da odur!” diyerek müslüman oldu… Fransız komünist ideolog Garaudy’in müslüman oluşu Batı sanat ve siyaset çevrelerinde deprem etkisi yaratmıştı…

ROGER GARAUDY KİMDİR?

2012 yılında hayatını kaybeden Roger Garaudy, 1952 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe, 1954 yılında SSCB Bilimler Akademisi’nde bilim dalında doktor unvanı elde etti. Garaudy, II. Dünya Savaşı esnasında Fransız Hükümetinin Hitler’le yaptığı anlaşmanın ağır şartlarını kışlada protesto etti. 1940 Eylül’ünde “gizli örgüt kurma” suçlamasıyla tutuklandı ve Fransız sömürgesi Cezayir’e sürgün kampına gönderildi.

Garaudy’nin de içinde bulunduğu Komünist askerler Cezayir’de ölüm cezasına çarptırıldı. Fransız komutanların emrine karşı gelen Cezayirli Müslüman askerler “ateş” emrini yerine getirmedi… Kırbaç cezası alan Müslüman askerler buna rağmen tetiği çekmedi. Bunun üzerine idam cezaları önce ertelendi sonra da uygulanmadı.

Rivayete göre, infaz emrini veren Fransız Mareşal Philippe Pétain, askerlere “Niçin ateş etmediniz?” diye sorduğunda, emre karşı gelen askerlerin arasından Cezayirli bir çavuş; “Bir Müslüman savaşçı için, silahsız birine ateş etmek şerefsizliktir!” cevabını verir. Bu olay, Garaudy’nin zihnine ve kalbine İslâm’ın ilk tohumlarının düşmesine yol açar.

Savaştan sonra FKP’deki çalışmalarına devam eden Garaudy, Meclis’e girer. Bir süre senatörlük yapan Garaudy, 1962-1965 yılları arasında Sanat Fakültesinde dersler verir. Fransız filozof Foucault ile yaşadığı anlaşmazlık sebebiyle Fakülte’den ayrılır.

1968’de SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgaline karşı çıkan Garaudy önce FKP Siyasal Büro’sundan (Politbüro), Mayıs 1970’de de parti üyeliğinden ihraç edilir.

Garaudy, 8 Nisan 1983 günü Libya’da Bingâzi Üniversitesi’nde bir konferans sırasında İslâmiyet’i kabul ettiğini açıklar.

GARAUDY, YÖN DERGİSİ, BİRİKİM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Roger Garaudy’nin “Sosyalizm ve İslamiyet” başlıklı çalışması 1965 yıllında Türk sosyalist hareketinin ünlü isimleri Doğan Avcıoğlu ve Mihri Belli tarafından Türkçe’ye çevrildi.

“Millî Demokratik Devrim” düşüncesinin teorisyeni olarak bilinen Doğan Avcıoğlu, FETÖ kumpaslarının “civcivli” yıllarında Selçuk Türkyılmaz’ın da yazarı olduğu Yeni Şafak dahil Ergenekon/Balyoz operasyonlarını destekleyen yayın organlarında “Ergenekon’un fikir babası” muamelesi görüyordu…

Sık sık solun “İslamiyet” hakkındaki bilgisizliğini vurgulayan sağcıların sol konusundaki bilgisizliği ve Komünizmle Mücadele Dernekleri gibi “Soğuk Savaş” aparatlarıyla oluşturulmuş tarihsel ezberleri, siyasette objektif ve nitelikli bir tartışma yürütmeye hala engel olabiliyor…

Etkileri bugüne de uzanan kimi sol içi ayrımları hatırlatmak faydalı olacaktır.

Sağda “Nurettin Topçu” ve “Necip Fazıl Kısakürek” isimleriyle temsil olan ayrışmaya (yarılma da denilebilir) benzer biçimde solda da örneğin bir tarafında İdris Küçükömer‘in diğer tarafında ise Doğan Avcıoğlu‘nun bulunduğu bir ayrım hattı bulunuyor.

Kendi dönemlerinde, derin ayrımlar içermeyen bu iki farklı çizgi, zaman içinde özellikle Küçükömer’in tezlerine yüklenen anlamlarla, kökleri “Hürriyet ve İtilaf Fırkası” ile “İttihat ve Terakki” çatışmasına kadar götürülen, fikri ayrımları kesen bir fay hattına dönüştü…

Şerif Mardin ve Ufuk Uras gibi isimler İdris Küçükömer’in tezlerini kullanarak “Türkiye’de sol sağdır, sağ soldur” tezinden tutarak işi “Sol Fetullahçılık” icat etmeye kadar vardırdı…

Zamanla Atatürk düşmanlığına evrilen sivil toplumculuğun ve solda “Birikimcilik” olarak anılan görüşlerin “fikir babası” sayılabilecek “Küçükömerci” eğilimler karşısında “milli kurtuluşçu”, Atatürk’ü ve devrimlerini sahiplenen Doğan Avcıoğlu çizgisi bulunuyordu.

Küçükömer ile Avcıoğlu’nun ayrışmasında, Küçükömer’in getirdiği Batılaşma eleştirileri ve “Doğucu-İslamcı akım” türü tespitleri gören sağcılar ve sol içi ayrımları Ufuk Uraslar penceresinden okuyanlar belki de bu nedenle karşısındaki görüşlerin “müzmin Batıcı”, bir tür “din düşmanı” akım olduğunu zannına kapıldılar.

Oysa Yön Dergisi çevresinde kümelenen toplumcu aydınlar da “Batı’dan ithal” düşüncelerin Doğulu toplumlara uygulanmasındaki problemleri eleştirmiş ve Gökhan Atılgan’ın Yön-Devrim Hareketi isimli çalışmasında belirttiği gibi bazı Yön yazarları da tıpkı Arap sosyalistlerinin yaptığı gibi, İslâmiyet ve sosyalizm arasında bir tezatlık olmadığını ayetlerle, hadislerle kanıtlamaya çalışmışlardı. (Atılgan, Yön-Devrim Hareketi, s.154)

Mihri Belli 1965 yılında Yön‘de İbn Haldun’un Montesquieu’den dört yüzyıl önce hanedanların doğuşunu, gelişmesini ve yıkılışını incelediğini, üstyapı-altyapı ilişkileri konusunda Marks’a çok yakın görüşler savunduğunu, İbn Haldun’un ortodoks İslam’dan geldiğini ve bu nedenle tarih boyunca resmi İslamcılığın gerici, ona karşı hareketlerin tümünün ilerici olduğu yönünde bir kural koyulamayacağını vurgular.

Yön Dergisi’nin 23 Nisan 1965 tarihli sayısında Prof. Niyazi Berkes’in hazırladığı “Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler” yazı dizisi “Batıcılık gericiliktir” başlıklı yazıyla son bulur. Roger Garaudy’nin “Sosyalizm ve İslamiyet” kitabının çevrilmesiyle solda başlayan tartışmalarda Doğan Avcıoğlu ile zıt fikirler savunmuş olsalar da Berkes de Batıcılık düşüncesiyle mücadele eder. Yazı dizisinin son cümlesi şudur: “Batıcılık hiçbir yerde gerçekleşmemiş sadece gericiliğe yarayıcı, bir bireyci aydın ütopyasıdır.”

“BİRİKİM” PARANTEZİ…

“Tevafuk” mu denir… Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu AKP’yi “Baas Partisi” tipi bir yapı olmakla itham etti… Türk solunda kendisini “özgürlükçü sol” olarak adlandıran “sol liberal” çevreler ise her daim Yön Dergisi ve Doğan Avcıoğlu’nu, Türkiye’yi ‘Özgür Batı’dan koparacak bir “Baas tipi sosyalizm” hedeflemekle suçladılar…

Daha da ilginç olanı 2010 referandumunda canla başla “Evet” diyen, AKP’nin hayata geçirdiği “çözüm süreci” projesinde “akil adam” olarak görev alan Murat Belge bugün Birikim’deki yazısında Kılıçdaroğlu’nun “Bu iktidarla ‘müzakere’ olmaz, ‘mücadele’ olur” sözlerine de sahip çıktı. “Gel gör ki ‘İslamcı siyaset’ dediğimiz şeyden de bir tane yok” diyen Belge yazısında, “Ali Babacan dünya görüşüyle, siyasi tavrıyla, İslamcı değilse nedir? Abdullah Gül İslamcı değilse nedir? Daha çok ad sayabiliriz. Bu adların sahipleri de birer ‘İslamcı siyaset’ anlayışını benimsiyorlar. Benimsedikleri İslamcı siyasetin Tayyip Erdoğan’ın çizgisiyle yakınlığı yok” diyerek ekledi: “Bu perspektifte Kemal Kılıçdaroğlu haklı: sonuçta Erdoğan’la girişilecek ilişki bir ‘mücadele’ ilişkisidir.”

Yine “tevafuk eseri” olarak Yeni Şafak yazarı Selçuk Türkyılmaz da Roger Garaudy vesilesiyle Birikim’i eleştirince bu yazı da kaçınılmaz oldu.

Birikim’in 100. sayısına özel Yeni Şafak yazarı Mehmet Metiner şunları yazmıştı:

“Birikim’in Türk soluna ve düşünce dünyasına çok önemli bir katkısı da, Kemalizm’le solun göbek bağını kesen bir yeni anlayışın kökleşmesini sağlamasıdır. ‘Kemalist sol’un veya ‘sol Kemalizm’in güç kaybetmesinde Birikim’i çıkaran aydın grubun entellektüel katkısını azımsamamak gerekir.”

Ne diyelim, Türkyılmaz neye şaşırıyor ki? Almanya Roger Garaudy kitaplarını yasaklar da Birikim durur mu, Garaudy’i elbette hedefe koyar… Kemal Kılıçdaroğlu T24 yazarı olur da Birikimci “akil adam” Murat Belge geri kalır mı Kılıçdaroğlu ile “mücadele” bayrağı açar…

Belge’nin bugünkü köşesinin başlığında söylendiği gibi: “Olan Olduktan Sonra…”

Sinan Acıoğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir